24 Aralık 2011 Cumartesi
şiirlerim
Duydum ki,
İçimi sevinç kapladı
Aldı beni bir heyecan
Kalbim duracaktı her an.
Giydim , sevdiğin siyah elbiseyi
Ayakkabım yüksek ökçeli
Sürdüm kırmızı rujumdan
Geçersin diye , bizim sokaktan
Görürsün belki beni ,karşıdan
Bakmayıp, yürür gidersen yoldan
Sana tek diyeceğim var ,inan
Çok naz, aşık usandırır
Bıktım artık , senin şu nazından
Hediye Gam
23 Aralık 2011 Cuma
Beklemek
Sevdiğini beklemek,yollarını gözlemek mutlu eder insanı,güçlü kılar.Yaşama bağlar,umutları olur.Hep iyi düşünür,fedakar olur.Beklemek hiç zor gelmez.Zor olan ,gelmiyeceğini bile bile beklemektir.Acaba ,belkilere bağlar umudunu ve bekler.Bekleyişin böylesi acı verir insana,zor gelir.Zaman geçmek bilmez.Gözler yorulur,gönül burkulur.Umutları kırılır..Ağlamak gelir içlerinden doya doya,bağırmak gelir var güçleriyle.Yüreklerinde bir şeyler , erir erir erir.Belkide hayata küserler ama yinede beklemekten vazgeçmezler,beklerler beklerler beklerler.
Beklediklerimiz, gelecek olanlar olsun hayatımızda.Umutlarımız hiç eksilmesin yüreğimizden.
Beklediklerimizle mutlu olalım,yaşamın anlamı olsun.
Hediye GAM
6 Aralık 2011 Salı
Mamografi | Sağlıklı Yaşam
Mamografi
Günümüzde hastalıkları erkenden tehşis etmek için ya da erken tehşis teknikleri geliştirilmekte. Mamografi bu tekniklerden bir tanesi. Mamografi göğse uygulanan bir röntgen kontrolüdür. Bu uygulamadan özellikle göğüs kanseri şüphesi bulunduğunda faydalanılır. Mamografi sayesinde kişide kanser olup olmadığı tam olarak teşhis edilebilir.
Uygulamada tipik olarak her iki göğüsden iki röntgen çekimi yapılır. Ailesinde göğüs kanseri hastası olan ve risk taşıyan kişilerde özellikle uygulanır. 50-69 yaşları arasındaki kadınlarda iki sende bir mamografi yapılması tavsiye edilir. Göğüslerde meydana gelen örneğin düğüm, sertleşme ve akıntı gibi bulgulara rastlanıldığında derhal mamografi yapılması tavsiye edilir.
Mamografi iki aşamalı olarak uygulanır. Birinci aşamada ışınlar göğüs dokusunun altına aşağıdan yukarı doğru nüfuz ederler, ikinci aşamada ise sağdan sola doğru nüfuz ederler. Ayrıca iki mamografi türü vardır. Birincisi analog mamografi ikincisi ise dijital mamografidir. Dijital mamografinin avantajı kaliteli röntgen resimleri yapmasıdır.
Kontrolden sonra doktor göğüskerde normalin dışında bir değişim tespit ederse röntgenin ardından geniş çaplı bir araştırma başlatarak, göğüsleri yoğun bir inceleme altına alır.
Her hastalıkta olduğu gibi göğüs kanserinde de erken teşhisin büyük önemi vardır. Mamografi sayesinde olası bir göğüs kanseri durumunda hastalık kolaylıkla teşhis edilebilir. Bu sayede kanser riski taşıyan durumlarda vakit kaybetmeden derhal tedaviye başlanabilir.
Düzenli Egzersiz | Sağlıklı Yaşam
Düzenli şekilde yapılan egzersiz ve spor sayesinde doğal yaşlanma sürecini kısaltmanın mümkün olduğu ispat edilmiştir. Ayrıca istenmeyen kilolardan da bu sayede kurtulmak mümkündür. Çünkü spor ve egzersizler yağların yakılmasını destekler ve kasların güçlenmesine katkıda bulunurlar.
Kaslı bir vücut aktif değilken, yani dinlenme sürecinde bile daha fazla yağ yakar. Bunun yanı sıra kaslı bir vücut sayesinde cildiniz daha pürüzsüz ve sağlıklı bir görünüm alır.
Yaşınıza ve sağlığınıza uygun şekilde düzenli egzersizlerin ve fiziksel aktivitilerin vücudunuza olumlu etkileri vardır. Örneğin egzersiz ve hareketler sayesinde kalp kasınız çalışır, bu sayede kalbiniz daha iyi çalışır ve kanın dolaşımı daha iyi olur. Bu da metabolizmanıza olumlu etki yapar. Bunun yanı sıra koordinasyon ve tepki yeteneğiniz gelişir. Fiziksel aktivite ile zihinsel performansınızı da güçlendirebilirsiniz. Ayrıca spor yaparak bir çok hastalığın önüne geçerek hareketsizliğin yol açtığı rahatsızlıklarla başa çıkmak zorunda kalmazsınız.
Çok hareket eden biri kemiklerini, ak ciğerini ve vücudunun kendi doğal korumasını güçlendirir. Vücudu için faydalı aktivitelerde bulunarak ruh sağlığınıza da olumlu etki yapabilirsiniz.
Spor sayesinde kendimize güveniniz artar, mutlu ve dengeli biri olursunuz. Düzenli şekilde egzersiz uygulamak stres hormonlarının üretilmesini engeller. Bu da sizin hem fiziksel hem zihinsel açıdan mutlu olmanızı sağlar.siz | Sağlıklı Yaşam4 Aralık 2011 Pazar
5 Kasım 2011 Cumartesi
İyi Bayramlar
4 Kasım 2011 Cuma
EVLENME TEKLİFİ
Erkek:
'Seninle çıkmaktan bıktım.Artık buna bir son verelim.'
Kadın:
'Ayrılmak istediğini hiç fark ettirmemiştin, şaşırdım! '
Erkek:
'Seninle olan herşey çok güzeldi ve hep öyle kalacak.'
Kadın:
'Gitmek istiyorsan; elimden hiç bir şey gelmez. Nerede yanlış yaptım acaba, sorun neydi?
Erkek:
'Sorun herkesin kendince bir dünyası ve yaşantısının olmasıydı.'
Kadın:
'Bu her insanda aynıdır zaten.Ayrı uğraşlar ayrı zevkler ayrı evler.'
Erkek:
'Neden de bu zaten.Ayrı evler.'
Kadın:
'Biraz açar mısın? Anlayamadım'
Erkek:
'Ayrı evlerde yaşıyoruz bunu kast ettim.'
Kadın:
'Ehhhhhhh yani olması gereken bu.'
Erkek:
'Hayır olması gereken bu değil.
Kadın:
'Saçmalıyorsun ailemi bırakıp yanına taşınamam ya! Hangi ülkede yaşadığımızın farkında mısın?
Erkek:
'Elbette farkındayım.Yanıma taşınmanı istiyor olmam normal.
Kadın:
'Haklısın yanında olmamı istemen doğal ancak dediğin gibi sanırım ayrılmalıyız.Seninle aynı çatı altında bulunamam.'
Erkek:
'Beni hayel kırıklığına uğrattın.Aynı evi paylaşmak istemeyeceğin aklımdan geçmemişti.
Kadın: '
Gitmeliyim geciktim.Evde işlerim var. Merak ederler.
Erkek:
'Konuyu değiştirmekte üstüne yok
Kadın:
'Peki ayrılma kararına saygı duyuyorum.
Erkek:
'Öyle birşey dediğimi hatırlamıyorum.
Kadın:
'Bugün aklın başında mı? Buluştuğumuz andan beri ayrılıktan bahsediyorsun.Kabül etmeyeceğim önerilerden konuşuyorsun.
Erkek:
'Hayatım aynı evi paylaşmak istediğimden ne anladın sen ALLAH aşkına.'
Kadın:
'Aklım karıştı.Şeyyyyyyy beeeeeeeeeennnnnnnn.'
Erkek:
'Her sabah yanımda uyanır mısın.
Kadın:
'Olmaz demiştim sanırım sana.Kırıcı oluyorsun.
Erkek:
'Öffffffff yaaaaaaaaaaaaaa...Ne kadar da zormuş bunları konuşmak.
Kadın:
'Tamam daha anlayışlı insanı bul.Mutlu olursun.'
Erkek:
'Ne çok konuşuyorsun.
Kadın:
'Demek çenem düşük öyle mi?
Erkek:
'Ya bir sus ya hem dırdırcı hem de anlayışsızsın.
Kadın:
'Bunları söylemek için yıllardır neden bekledin.Sıkıntın başladığında ayrılalım diyebilirdin.
Erkek:
'Saçmalama ya anlayışsızsın.Evlenelim diyordum bir türlü susmadın ki söyleyeyim.
Kadın: 'Ne, ne, ne? Aman ALLAH ım
Ateş böceği nasıl ışık saçıyor?

Ateş böceği nasıl ışık saçıyor?
Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı "Soğuk Işık"tır. Bu ışık olayı, moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir. Bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden ışık elde etmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat onlar da tam olarak ışık vermeye yetmediği için böceğinışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerekmektedir
SAGLIKLI BİR YAŞAM İÇİN
Sağlıklı Bir Hayat İçin
Bu konuya ne kadar çok zaman ayırırsak ayıralım yeterli olmayacaktır. İlerleyen tıp ve sağlık problemleri ile bu konu sonsuza yol alır…
Sağlıklı yaşam için püf noktaları ile devam ediyoruz.
* Daha önce de önerdiğimiz gibi, sindirim sisteminin dinlenmesi ve vücuttaki zehirlerin atılması için haftada bir gün yalnızca meyve yiyin ve su için.
* Beyaz şekeri boş verin tercihiniz esmer şeker veya bal olsun.
* Evinizi eşya ile değil görmekten mutluluk duyacağınız şeylerle doldurun.
* İlk yardım bilgisi edinmeyi ihmal etmeyin.
* Kendine yapılmasını istemediğiniz bir şeyi başkalarına da yapmayın.
* Çocukları önce dinleyin ve anlamaya çalışın. Bunu asla ihmal etmeyin. Onlar sizi değil siz onları anlamak zorundasınız.
* İnsanları sevdiğinizi kendilerine söyleyin.
* Her hata sebebiyle kendinizi veya başkalarını kınamayın. Hayatta her şey mükemmel olamaz değil mi?
* Güzel bir söz veya gülümsemeyle bile olsa mutlaka iyilik yap ve hiçbir iyiliği asla küçümsemeyin.
* Başka insanların yanında çocuklarınızın kusurlarını değil iyiliklerini söyleyin. Bu onları daha çok mutlu eder ve size saygı duyarlar.
* İnsanların gizlemeye çalıştıkları kusurlarını araştırmayın.
* Zamanınızı iyi ve doğru değerlendirin. Boş zaman diye bir zaman parçası yoktur unutmayın ve bu sözü kullanmayın.
* Herhangi bir şeyin kabulü için karşı taraf dediğiniz kişi veya kişilerle tartışmayın. Bu, hem kabulü imkansız kılar; hem de sinirlerinizi yıpratır.
* Dostlarınızı dikkatli seçin.
HER ŞEY bizimle güzel ve KOLAY sevgili dostlar…
2 Kasım 2011 Çarşamba
DUYGUSAL ZEKA
Duygusal zeka yeni bir kavram değildir. 1980 yıllarında Howard Gardner’in “Çoklu Zeka Teorisi” üzerine yaptığı önemli çalışmalarında sekiz tip ana zekanın varlığından bahsetmiştir. Bu zeka tiplerinden ikisi, kişiler arası-sosyal zeka ile kişisel-içsel zeka bugün adi gecen duygusal zekanın temelini oluşturmaktadır. Duygusal zeka kavramı önce Yale Üniversitesi psikoloji profesörlerinden Peter Salovey ve New Hampshire Üniversitesi psikoloji profesörü John Mayer tarafından ortaya çıkarılmıştır. 1995 senesinde bu alanda uzman olan Daniel Goleman IQ nun hayattaki başarıya olan etkisinin çok az olduğunu söyleyerek, duygusal ve sosyal becerilerin hayattaki başarı ve mutluluk için akademik becerilerden ve zekadan daha önemli olduğunu açıklamıştır. Goleman’ın çalışmaları bize sosyal ve duygusal becerilerin çocuklara öğretilebileceğini göstermektedir. Duygusal zeka, kendi duygularımızı anlamak ve pozitif olarak ifade edebilmek olduğu kadar, başkalarının da hislerini anlamak, önemsemek ve duyarlılık göstererek ihtiyaçlarına karşılık verebilmektir. İnsanlarla iyi ilişkiler içinde olmak hayattaki başarının ve mutluluğun temeli olan duygusal zekamızı belirler. Duygusal zeka beş önemli esastan oluşmaktadır. Özbilinç: Özbilinç, kişinin kendisini ve duygularını tanıması, anlaması ve ifade edebilmesi ve ayni zamanda başkaları tarafından anlaşılabilmesidir Duyguları Yönetmek: Duygularla basa çıkabilme yeteneğidir. Duygular oluşurken bunun nedenlerini anlamak ve o duyguyu kontrol edebilmektir. Kendini Motive Etmek: Motivasyon, hedefe ulaşabilmek için heyecan ve istek duymaktır. Kişinin kendisini ve başkalarını yüreklendirebilmesi ve yapılan bir işe odaklanarak o işin sonuçlandırılabilmesi için üretken bir biçimde çalışılmasını sağlamaktır. Empati : Başkalarının duygularına ve ihtiyaçlarına duyarlı olma yeteneğidir. İnsanlarla ilişkilerin iyi olmasında esas, onları anlayabilmek, gereksinimlerine cevap verebilmektir. İlişkileri Yönetmek: İnsanlar arası ilişkilerde başarılı olmak ve karşımızdakilerin duygularını anlayarak onları yönetebilme becerisidir. |
DOSTLAR IRMAK GİBİDİR
Dostlar ırmak gibidir
Kiminin suyu az,kiminin çok
Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca
Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boyaİnsanlar vardır;
Üstü nilüferlerle kaplı,
Bulanık bir göl gibi...
Ne kadar uğraşsanız görünmez dibi.
Uzaktan görünüşü çekici aldatıcı
İçine daldığınızda ne kadar yanıltıcı...
Ne zaman ne geleceğini bilmezsiniz;
Sokulmaktan korkarsınız,! güvenemezsiniz İnsanlar vardır;
derin bir okyanus...İlk anda ürkütür,korkutur sizi.
Derinliklerinde saklıdır gizi,
Daldıkça anlarsınız,daldıkça tanırsınız;
Yanında kendinizi içi boş sanırsınız.İnsanlar vardır,
coşkun bir akarsu...
Yaklaşmaya gelmez,alır sürükler.
Tutunacak yer göstermez beyaz köpükler!
Ne zaman nerede bırakacağı belli olmaz;
Bu tipinsanla bir ömür dolmaz.İnsanlar vardır;
sakin akan bir dere...İnsanı ,huzur verir gönüllere. rahatlatır
Yanında olmak başlı başına bir mutluluk.
Sesinde,görüntüsünde tatlı bir durgunluk.İnsanlar vardır;
çeşit çeşit,tip tip,
Her biri başka bir karaktere sahip.
Görmeli,incelemeli,doğruyu bulmalı.
Her şeyden önemlisi insan,insan olmalı...
İnsanlar vardır;
berrak,pırıl pırıl bir deniz.
Boşa gitmez ne kadar güvenseniz.
Dibini görürsünüz her şey meydanda.
Korkmadan dalarsınız,sizi sarar bir anda.
İçi dışı birdir çekinme ondan.
Her sözü içtendir,her davranışı candan...
Can YÜCEL
31 Ekim 2011 Pazartesi
Düşündüren Sözler
Öyle alçak bir kapıdır ki açlık, geçilmesi zaruri oldu mu, insan artık ne kadar büyükse, o kadar çok eğilir. Victor Hugo
Yeryüzünde hiçbir gıda açlık kadar lezzetli değildir Cervantes
Adaletin hakim olduğu yerde silahın yeri yoktur. Amyot
Kuvvete dayanmayan adelet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir. Pascal
İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır. Victor Hugo
Bir düşmanı affetmek, bir dostu affetmekten daha kolaydır. Mme Dorothe Delusy
Başkalarını sık sık affedin, ama kendinizi asla. Publilius Syrus
Beraber ağlamaktaki tatlılık kadar hiçbirşey kalpleri birbirine bağlayamaz. Rousseau
Başkalarının bilgisi ile bilgin olsak bile ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz. Montaigne
Akıllı bir insan kazandığı paranın birazını, aldığı nasihatın ise birçoğunu bir yana koyar. Harry Carns
Akıllı adam hem kitapları, hemde doğrudan doğruya hayatı okur. Lin Yutang
Akıllı bir kimse, düşmanından da akıl öğrenmeyi ihmal etmez. Beydeba
Aklın gücüne hiçbir engel karşı duramaz. Marcus Aurelius
Akıllılar, zayıf taraflarını bildiklerinden yanılmayacaklarını ileri sürmezler. Thomas Jefferson
Her zaman aklımızın ardısıra gidelim, halkın taktiride, canı isterse ardımızdan gelsin. Montaigne
Akıllı adam, bulduğundan daha fazla fırsat yaratan adamdır. Francis Bacon
Akıllı olmakta birşey değil, mühim olan o aklı yerinde kullanmaktır. Descartes
Akılzsızlar hırsızların en zararlılarıdır: Zamanınızı ve neşenizi çalarlar. Goethe
Ben bilmediğimi bildiğim için diğer insanlardan akıllıyım. Sokrat
AYAKKABI BOYACILIĞI
Ayakkabı boyacılığı ayakkabıları ayakkabı boyasıyla boyayan veya ayakkabıları parlatan kişilerin yaptığı meslektir. Genellikle bu meslek erkek çocuklar tarafından yapılmaktadır. Dünyada halen ayakkabı boyacılığı yaparak hayatını sürdüren ve ailesine gelir sağlayan ayakkabı boyacısı çocuklar bulunmaktadır. Ayakkabı boyacıları boyamanın yanında tamir servisi de yapabilirler. Pek çok tanınmış şarkıcı veya politikacı hayatının bir kısmında ayakkabı boyacılığı yapmıştır. Bu meslek 19. yüzyılda İngiltere'de oldukça yaygındı. Günümüzde ise Afganistan ve Hindistan gibi ülkelerde yarı-zamanlı veya tam gün olarak çocukların yaptığı bir meslektir.
Ünlü ayakkabı boyacıları [değiştir]
- Mahmoud Ahmet: Etiyopyalı şarkıcı
- Alejandro Toledo: Peru devlet başkanı
- Luiz Inácio "Lula" da Silva: Brezilya devlet başkanı
28 Ekim 2011 Cuma
26 Ekim 2011 Çarşamba
25 Ekim 2011 Salı
21 Ekim 2011 Cuma
19 Ekim 2011 Çarşamba
BARBUNYA PİLAKİ
Barbunya Pilaki Tarifi
Ağu 25, 2011Kategoriler: Meze Tarifleri, Salata Tarifleri, Sizden Gelen Tarifler
Malzemeler
- 1 kg barbunya
- 4 adet domates
- 2 adet kuru soğan
- 1 çay bardağı zeytinyağı
- 2 adet havuç
- 2,3 adet acı sivri biber
- Sarımsak
- 750 ml kaynamış su
- Tuz
Hazırlanışı
Domates, sarımsak, soğan ve havuçları soyup yıkayın. Domatesleri ve soğanları yemeklik, havuçları ve sarımsakları ise enine daireler oluşturacak şekilde ince ince doğrayın. Zeytinyağını tencereye alın, soğanları ve havuçları ekleyerek orta ateşte pembeleşene kadar kavurun. Soğanlar pembeleşince salça ve domatesleri ekleyin ve 2–3 dakika karıştırarak eritin. Barbunyaları ekleyek birkaç dakika karıştırın. Sıcak suyu ilave edin, kısık ateşte barbunyalar yumuşayana kadar pişirin. Maydanozları bol suda yıkayın, ince ince kıyın.Yemeğinizi servis tabağına alın üzerine maydonozları ekleyin. Ilık ya da soğuk servis yapın.
16 Ekim 2011 Pazar
14 Ekim 2011 Cuma
KONSERVE YAPILIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİDİR ?
1 . Konservelik meyve ve sebzenin seçilmesi:
Konserve yapılacak meyve ve sebzeler taze, olgunlaşmış, yarasız, çürüksüz olmalıdır.
2. Kavanoz ve kapaklarının kontrolü:
Konservede kullanılacak kavanozlar ile kapakları teker teker gözden geçirilerek içlerinde ağızları kırık veya gövdeleri çatlak kavanozlar ile kenarları ezilmiş, contasının lastiği kopmuş veya zedelenmiş kapaklar varsa bunlar ayıklanıp kullanılmamalıdır.
3. Kavanoz ve kapakların yıkanması:
Kavanozlar ile kapakları sıcak deterjanlı suda fırçalanarak iyice yıkanmalı ve bol su ile durulanarak her türlü bulaşma riski en aza indirilmelidir.
4. Kavanozların fazla doldurulmaması:
Kavanozlar hiçbir zaman meyve veya sebze ile ağzına kadar doldurulmamalı, konservenin dayanma süresini artırmak amacıyla sebzelerde tuzlu su koyabilmek için 1/5'ini, meyvelerde şeker şurubu koyabilmek için 1/4 ünü boş bırakmalıdır.
5. Kavanoz ağızlarının silinmesi ve kapatılması
Kavanoz ağzına yapışmış parçacıklar kapağın iyi kapanmasına engel olacağından ilerde kavanoz buradan hava alarak içindeki konservenin bozulmasına neden olabilir.30 Eylül 2011 Cuma
15 Eylül 2011 Perşembe
HATA EBRU GÜNDEŞ
14 Eylül 2011 Çarşamba
13 Eylül 2011 Salı
Şiir Perisi - Ataol Behramoğlu - Aşk İki Kişiliktir şiiri
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.
Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir. Yazar : ATAOL BEHRAMOĞLU
Şiir Perisi - Ataol Behramoğlu - Aşk İki Kişiliktir şiiri
10 Eylül 2011 Cumartesi
9 Eylül 2011 Cuma
İZ

Yakın çevremizde benzerlerini görebileceğimiz gerçeklikte bir baba-kız öyküsü... Babasına hayran Verda, hatta âşık. Biricik kahramanım diyor onun için. Ne var ki, yıllar önce annesiyle babasının boşanmasından sonra ayrı düşmüşler birbirlerine. Çatışmışlar, çelişmişler ama sevgileri içten içe hep sürmüş. Kariyerinde zirveye ulaşmış ünlü avukat Vedat Karacan’ın intiharıyla başlıyor öykü. Bu beklenmedik ölümün ardında yatan gizi çözmek Verda’ya düşmektedir. Geriye dönüp baktığında yüzleştiği keşke’leriyle, pişmanlıklarıyla ve içini kavuran devasa bir özlemle sürecektir babasının izini... Minicik çocuk ellerimi avucunun içine hapsettiğinde, yüreğim yüreğinde eriyordu babacığım. Parmaklarım büyüdü diye mi tutmuyorsun artık ellerimi? Keşke hep küçük kalsalardı... Ne oldu da ayrıldı ellerimiz baba? Hiçbir zaman soramadım bunu sana. Sormak istediğimde fırsat olmadı, fırsat olduğunda cesaretim... Soluk soluğa okuyacağınız, farklı bir Canan Tan romanı
Yeşil ceviz
Yeşil Ceviz Mucizesi..
Kafkas insanının uzun yaşaması ve sağlıklı olmasının sırlarından yeşil doping olarak adlandırılan yeşil ceviz şimdi Türkiye'de.
Kafkas viagrası olarak da anılan yeşil cevizin özellikleri bilinenden çok daha fazla.
Bu ceviz bildiğimiz cevizin ham haline benzese de çok farklı. Kafkas bölgesinin özel doğa koşullarında yetişen nadir bir ürün yılda bir kez hasat edilen ürünlerin toplanma sezonu, Haziran ayının 5'i ila 15'i arasında kontrollü bir şekilde yapılıyor. Yüzde yüz doğal bir ürün.
YEŞİL CEVİZ CİNSEL GÜCÜ ARTIRIR
Kafkas kökenli yazar Ayson Karabağ, yeşil cevizin bölgede yaşayan insanların konuklarını ağırlamada önemli bir görev üstlendiğini anlatıyor.
“Kafkasların uzun yaşamasının sırlarından birisi, yaşadıkları ortam ise diğeri de aldıkları gıdalar Yeşil ceviz, Kafkaslarda ev sahiplerinin konuklarına ikram ettikleri en gözde yiyeceklerden birisi.”
Cevix-y'nin basın danışmanlığı görevini üstlenen Ayson Karabağ, “Bildiğimiz cevizlerden farkı ne?” sorusuna ilgi çekici bir karşılık veriyor:
“Anzer balının öteki ballardan farkı ne kadar var ise, Kafkaslarda yetişen yeşil cevizin diğer yörelerde yetişenlerden o kadar farkı var
.”
Kafkas cevizinin yiyenler ve yörede yaşayanlarca bildirilen özelliklerinden ve faydalarından bazıları şunlardır: “İlaç niyetine yenilir, hücre yenilenmesine faydası olur, cinsel gücü arttırır, cinsel isteksizliği giderir.
Beyin hücrelerini geliştirir, maksimum enerji sağlar, yaşlanmayı geciktirir, kolesterolü düşürür, kabızlığı giderir, astım ve bronşite iyi gelir. Kemik ve zeka gelişimine faydası vlardır. Farklı lezzetiyle yeşil ceviz özellikle vitamin deposu özelliğini taşır.” Bu özellikleri ve faydaları kullanan kişilerin tecrübe ettikleri ve faydalandıkları bilinmektedir...
8 Eylül 2011 Perşembe
Yaşamdan kesitler...
Yaşamdan kesitler...
gunlerce devam ettı bu yardım kimilerı derdını anlattı kımılerı hıç konusmadan göz yaşı döktü sözun bıttı yerde gözler herseyı ıfade edıyordu . Evinin kapısı muşambadan olup ıçerdekı nesibe teyzeye geldığımı nasıl bıldırecegimi bılememek beni deli etti bagırdımm nesibeeeeteyzeeeeeeeee ses yok....nesibe teyzeeeeee nesibeteyze duydu benı nıhayet ve bana kapıyı açtı ama kapısının bır teknıgı varmış ben bılememışım muşamba kapının sagında bı delık o delıkten dışarı sarkan kucucuk bı ip ipin ucu taaa nesibe teyzenın oturdugu yere kadar gidiyor ucundada bı çan o ipi çekmem nesıbe teyzeye yeterlıymış kapıyı açması ıcın . Bana dedıkı bı hastam var onu gormek ıstermısın ısterım dedım kız kardeşıne bakıyor nesıbe teyze o arada yuruyorzu hastanın yanına dogru etrafı gozlemlıyorum derme çatma tahtadan yapılmıs bı evı var. butun evın malzemelrı dışarda uzerını örtmuş onu yakınıyor evın kuçuk geldıgınden sıkayetcı evın ev oldugunu kabullenmıste buyuklugu kucuklugu sıkıntısı var yahu teyzem bı merdıven yapmıs ordan cıkmak ıcın sporcu olmak gerek ama nesıbe teyzem uçtu snakı yardıma ıhtıyacı olan o degılde ben oldum o an bı an guldum kendı kendıme arada rollerı değıstık guzel oldu aslında tam bır dayanısma ıcerısındeydık neyse hastanın yanına gıttık evettt benı ayaga kalkıp karsılayaamdı belkı o hasta ama muhteşemdı elındekı bastonu sandalyenın ustundekı örgü ıplerını aşagı atıp
buyrun dedı oturdum yanına gozlerındekı neşeyı sıze asla tarıf edemem yorumun zaten cok ıyı degıldır bunu hıc yorumlayamam zaten ,bana oyle neşelı seyler anlattıkı bır kahkahası vardıkı snakı koca bır malıkaneden hanım aganın neşesıydı sırrı neydı bunların ogrenmelıydım cunku utandım kendımden mutlaka ogrenmelıydım ama o sırada bır tel geldı hastaneden acıl gıtmem gerektı ıstemeyerek kalktım ordan yolda gıderken sureklı duşundum . Kımılerını hayat parmagında oynatır ,KİMİLERIDE HAYATI PARMAGINDA OYNATIR ..
Ben Seni Bilmeden Sevdim
Ben seni, yaşını bilmeden, gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
Ve, “yar”lığa süzülüşünü.
Ben seni, sesini duymadan sevdim...
Ve duymadan nefesini.
Ben seni adını bilmeden sevdim...
Ama; sevdim!..
Üşüyüşünü sevdim...
Üşüyüşünü sevdim onüçüncü ayın ilk günü;
“Gel, ısıt” deyişini!..
Bekleyişini sevdim beşinci mevsimin gün bitimlerinde, bilerek gelmeyeceğimi...
Akşam alacalarının gönlüne yürüyüşünü sevdim...
Ve, kıpırtısız, karanlığa gömülüşünü sevdim.
Bir de;
“Gel, ışıt” deyişini!..
Ben seni, adını bilmeden sevdim.
İhtiyacım... Cevabım...
İsimler koydum sana; bahar yelim, çiçek tarlam... Gökkuşağım, ışığım... Kuşkanadım, pembe rüyam, çiy tanem...
Seni, adını bilmeden sevince öğrendim; seni sevmek için gerekmiyordu ismini bilmem...
...Sevdim işte!
Ben, seni; yaşını bilmeden sevdim... Yani bilmeden sevdim deden yaşında mıyım, torununla akran mı!
Ben seni, gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
Ben seni, sesini duymadan sevdim.
Ve hatta öğrenmeye korkarken, bilmeye kıyamazken seni...
...seni sevdim.
Seni sevdim.
İçime salıncaklar kurdum gönlümün ipleriyle...
Oturdun, sallayamadım; dokunurum diye korkumdan!
Dolaştın boynuma bir sarmaşık gibi; okşayamadım.
...Koklayamadım!
Dalgalarını taramamış olan parmaklarım yabancı saçlarına...
Ve hâlâ bilmiyorum, gözlerin ne renk?.. Hangi yıldızlar mahpus içinde?
Ve ben sana hâlâ seni sevdiğimi söyleyemedim!..
Ama ben seni; adını bilmeden, yaşını bilmeden... Yüzünü bilmeden, sesini bilmeden...
...seni bilmeden sevdim.
Seni, “bilmeden” sevdim!
Senin olmadığın ve benim olmadığım bir sokaktaki köşebaşında çarpıştı duygularımız!
Döküldü içindekiler ve döküldü içimdekiler...
Sen yoktun orda ve ben de yoktum;
Ama sevda vardı!
Ve, ben; seni adını bilmeden sevdim
Muammer Erkul
29 Ağustos 2011 Pazartesi
25 Ağustos 2011 Perşembe
SİTEM
23 Ağustos 2011 Salı
En Son Yürekler Ölür
En Son YÜREKLER öLÜRBu kez yazar, aşk'ın yanı sıra organ nakli konusuna da dokundurmuş kalemini. Yaşamla ölümün kıyasıya savaştığı yol ayrımında geçen çarpıcı bir öykü. Yanı başımızda yaşanıyormuşçasına gerçek...
'Sen, gözlerinden ateşler saçarak, zehirli oklarını bana yöneltirken, ben sana âşık oldum Nehir...'
'Sen, tüm şatafatlı tanımlardan sıyrılıp en doğal halinle, yaramazlık yapan çocuklar gibi boynunu bükmüş bağışlanmayı beklerken, ben sana âşık oldum Deniz...'
Yüreklere düşen ilk kıvılcımlar... Sonsuza dek süreceğine inanılan aşk, mutluluk... Ve o uğursuz kaza! Kadının belleğinde kalan son sözcükler... 'Sıkı tutun Nehir! ...'
16 Ağustos 2011 Salı
YUREGIM SENI COK SEVDI
'Biliyorum, imkânsız aşk bu! Ama hükmedemiyorum kendime...' demişti Murat.
'Çünkü, Yüreğim Seni Çok Sevdi! ..' Ardından da
'Yüreğim seni çok sevdi
o yürek talan
o yürek yangın yeri
o yürek seni istiyor
bir tek seni...'
Aslı ile Murat� ın İstanbul-Bursa-Amerika üçgeninde yaşadıkları destansı aşkın öyküsü.
Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği kadar gerçek...
SERENAD
Roman okumak istiyorsanız...Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran'ın (36) ABD'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'i (87) karşılamasıyla başlar.1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş açılan dokunaklı bir aşk hikâyesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin birtakım sırları da öğrenir.Serenad, 60 yıldır süren bir aşkı ele alırken, ister herkesin bildiği Yahudi Soykırımı olsun isterse çok az kimsenin bildiği Mavi Alay, bütün siyasi sorunlarda asıl harcananın, gürültüye gidenin hep insan olduğu gerçeğini de göz önüne seriyor.Okurunu sımsıkı kavrayan Serenad'da Zülfü Livaneli'nin romancılığının en temel niteliklerinden biri yine başrolde: İç içe geçmiş, kaynaşmış kişisel ve toplumsal tarihlerin kusursuz Dengesi.
13 Ağustos 2011 Cumartesi
PIRAYE
Orjinal Adı : PİRAYE
Yazarı : CANAN TAN
Türü : ROMAN
Canan Tan, bir ilk romanla okurlarının karşısına çıkıyor: "Piraye".
Genç ve güzel Piraye adını Nazım Hikmet’in eşinden almıştır. Genç kızın babasıdır Piraye ismine tutkun olan; diğer kızı da babanın Nazım Hikmet hayranlığından payını alır: Hatice. Babanın açıklaması ilginçtir ki bu açıklama romanın temalarından birini de oluşturacaktır: "Piraye, Nazım Hikmet’in karısı. Tam adı Hatica Piraye’dir. Nazım Hikmet’in onun için yazdığı şiirler ve mektuplar, edebiyatımızın gerçek yüz aklarıdır."
Piraye’nin babasının bu açıklaması karşısında ilk tepkisi şaşkınlıktır: "(...) Babam elinden kitap düşmeyen, aydın bir insandı. Ama onun, kızlarına bir şairin -hem de yasaklı bir şairin- karısının adını verecek kadar edebiyat tutkunu olduğunu yeni keşfediyordum."
Piraye’nin doğduğu günden bu yana içinde taşıdığı edebiyat ve şiir tohumları hayatının bir bölümünde ilişkilerine de yansıyacaktır.
Roman, genç bir kızın aile, okul, aşk ve evlilik yaşantısına odaklanan ilginç bir biyografi özelliğine sahip; yazar, yarattığı kadın kahramanın yaşantısına bir ’kadın duyarlılığı’ ile yaklaşıyor. Romanın ilk sayfalarında idealleri olan genç bir kız olarak tanıştığımız Piraye, sayfalar ilerledikçe ilişkilerin farklı boyutlarını yaşayacak, aşk duygusunun karşılığını kendi hayatına yerleştirmeye çalışacaktır.
"Piraye" romanını bir ’dram’ haline getiren ise genç kızın evlilik ve evlilik sonrası
yaşantısı olacaktır; Piraye, üniversite öğreniminin hemen ardından Diyarbakır’a gelin gidecektir.
"Piraye"yi yakın çevrenizde aramayın sakın," diyor Canan Tan. "Hem onun, hem de romandaki diğer karakterlerin hayal ürünü olduklarını belirtmeme, bilmem gerek var mı? Ama uzak şehirdeki şarkının nihavent olduğunu söyleyen Nazım Hikmet ve
"Gözlerin hani?" diye soran Ahmed Arif gerçek."
Roman, yazarın kendi hayatından da belli belirsiz izler taşıyor okuruna.
...Kızıl saçlıymış Piraye.
Kendimi, keşke ben de kızıl saçlı olsaydım, diye hayıflanırken yakaladım kaç kez...
Okudukça, dizelerin arasına dalıp kendimden geçtikçe, tehlikeli bir biçimde özdeşleşiyordum Piraye'yle.
Tiyatro sahnemde, bundan sonraki rolüm belliydi artık. Nâzım Hikmet'in Piraye'si rolünü oynamak...
Peki bana eşlik edecek oyuncu kim olacaktı?
Bunu düşünmek hile anlamsızdı; karşımda Nâzım vardı ya...
ŞİİR YÜZLÜ PİRAYE... kendi yazdığı senaryolarda yaşıyor.
...Kim olursa olsun; evleneceğim insan, benim varlığımı yok sayarak bir başkasıyla beraberlik yaşayacak ve ben buna seyirci kalacağım ha...
Yazgıymış!
İnanmıyorum yazgıya falan... Onu yaratan da, şekillendiren de bizleriz.
Benim yazgım kendi çizeceğim yoldur!
O yolda beraber yürümeyi kabullendiğim insanı da kimseyle paylaşamam ben...
YAZGIYA BİLE KAFA TUTACAK KADAR YÜREKLİ... Özgürlüğe âşık!
Ancak, başkaları tarafından yerinden oynatılan kilometre taşlarının, gene başkalarınca gelişigüzel dizilmesiyle önüne serilen yolda yürümeye mecbur bırakılınca... İşler değişiyor.
...Hiç hayıflanma, o şiirsellikten uzak düştün diye. Gözlerini aç ve o günlerde göremediğin gerçeği gör artık...
Nâzım da o sevda yüklü dizelerini eliyle bir kenara itip, daha sıcak bulduğu kollara koşmamış mıydı?
Haşindin yaptığı, onunkinden çok mu farklı?
..Kendince tanrılaştırdığın tapınmaktan gurur duyduğun putların, gerçekte basit birer taş parçası olduğunu ne zaman kavrayacaksın?
Ama, gönlün gerilerde bir noktaya takılı kaldıysa eğer, sevinebileceğin bir gerçeklik duruyor orada.
İşte şimdi, Nâzım'ın kızıl saçlı Piraye'siyle tam olarak özdeşleştin.
Kutlu olsun.
Fırtına gibi bir yaşam öyküsünün başoyuncusu oluveriyor PİRAYE...
GITME DEDIM
Sana gitme dedim
Arkana bile bakmadan gittin
Akan gozyaslarimi sildim
Beni hic, hic dinlemedin.
Sana gitme dedim
Actin yuregimde yaralar derin
Seni beklemekle gecti gunlerim
Beni hic,hic mi sevmedin
Sana gitme dedim
Gecen gunlerimize yazik ettin
Uykusuz gecti butun gecelerim
Beni hic ,hic mi ozlemedin
Sana gitme dedim
Sen bu yolu kendin sectin
Haram olsun sana butun emeklerim
Keder icinde gecsin hep gunlerin
HEDIYE GAM
Kelebeğin Hikayesi
Bir gün, kırlarda gezintiye çıkan bir adam, kenara oturduğu otlardan birinin dalında , küçük bir kozanın varlığını fark etti. Koza ha açıldı ha açılacak gibiydi.
Adam , bunun bir kelebek kozası olduğunu tahmin ediyordu. Böyle bir fırsat bir daha ele geçmez diye düşündü; ve bir kelebeğin dünya yüzü gördüğü ilk dakikalara şahit olmak istedi.
Dakikalar dakikaları kovaladı , saatler geçmeye başladı , ama henüz kelebeğin küçük bedeni o delikten çıkmadı. Sanki , kelebeğin dışarı çıkmak için çaba harcamaktan vazgeçmiş olabileceğini düşündü.
Sanki kelebek elinden gelen her şeyi yapmış da , artık yapabileceği bir şey kalmamış gibi geldi ona. Bu yüzden , kelebeğe yardımcı olmaya karar verdi: cebindeki küçük çakıyı çıkarıp kozadaki deliği bir cerrah titizliğiyle büyütmeye başladı.
Böylece , bir-iki dakika içinde kelebek kolayca dışarı çıkıverdi. Fakat bedeni kuru ve küçücük , kanatları buruş buruştu. Adam kelebeği izlemeye devam etti; çünkü kanatlarının her an açılıp genişleyeceğini ve narin bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini umuyordu.
Ama bunlardan hiçbiri olmadı. Kelebek , hayatinin geri kalanını , kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi. Ne kadar denese de , asla uçamadı.
Adamın bütün iyi niyetine ve yardımseverliğine rağmen anlayamadığı şey , kozanın kisitlayiciliginin ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten dışarı çıkmak için gereken çabanın , Allah’ın kelebeğin bedenindeki sıvıyı onun kanatlarına göndermek ve bu sayede kozanın kisitlayiciligindan kurtulduğu anda onun uçmasını sağlamak için seçtiği bir yol olduğuydu.
Bu gerçeği öğrendiğinde , hayat boyu unutamayacağı bir şey de öğrenmişti: Bazen , hayatta tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey , çabalardır. Eğer Allah , hayatta herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verseydi , o zaman , bir anlamda sakat kalırdık . Olabileceğimiz kadar güçlenemezdik o zaman . Ve asla uçamazdık..
11 Ağustos 2011 Perşembe
GARIBIME GIDENLER
GARIBIME GIDENLER
İzleyiciler
Blog Arşivi
-
▼
2011
(63)
-
►
Eylül
(14)
- type="application/x-shockwave-flash" wmode="trans...
- HATA EBRU GÜNDEŞ
- Jean Pierre Posit Magie D Amour | video.mynet.com
- Şiir Perisi - Ataol Behramoğlu - Aşk İki Kişilikti...
- Ekmek satan köylü teyze
- İZ
- Yeşil ceviz
- Canım Oğlum ve Sevgili Ata'm
- 3 ,4 yıl önce baslayıp hala bitiremedğim yağlı bo...
- Pazar dönüşü dinlenen arkadaslar
- Can Yücel "Herşeye rağmen düşmana inat yaşayacağ...
- Yaşamdan kesitler...
- Ben Seni Bilmeden Sevdim
- Ayfer ER - Sana gelmek şu boynumun borcudur.HD B...
-
►
Ağustos
(22)
- Başlık yok
- GÖZLERİNDE HÜZÜN GORDÜM GÖZLERİNDE ÖZLEM GÖRDÜM G...
- SİTEM
- En Son Yürekler Ölür
- YUREGIM SENI COK SEVDI
- SERENAD
- PIRAYE
- GITME DEDIM
- PAPATYA İLE KELEBEĞİN HİKAYESİ..VOLKAN ÜSTÜNDAĞ.wmv
- Kelebeğin HikayesiBir gün, kırlarda gezintiye çık...
- BAZEN DALGASIZ DENIZ OLUR YUREGIMVEFASIZ YARI ARA...
- SENI SEVDIM SEVELIASKINDAN OLDUM DELIBANA BIR HAL ...
- SENSIZ YAPAMAM DERDINYOLUMA GUL DOKERDINBENI GELE...
- GOZLERININ MAVISIUZAKTAN GELIR SESIYARIM GITTI GID...
- GOZLERIME BAKMASAYDINKALBIMI YAKMASAYDINSEVDA NEDI...
- ARTIK SENI ARAMAMYOLLARINA BAKAMAMSENI GELECEK DIY...
- GARIBIME GIDENLER
- GARIBIME GIDENLER
-
►
Eylül
(14)


