30 Eylül 2011 Cuma
15 Eylül 2011 Perşembe
HATA EBRU GÜNDEŞ
İzleyin: Ebru Gündeş - Çingenem
14 Eylül 2011 Çarşamba
13 Eylül 2011 Salı
Şiir Perisi - Ataol Behramoğlu - Aşk İki Kişiliktir şiiri
Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.
Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir. Yazar : ATAOL BEHRAMOĞLU
Şiir Perisi - Ataol Behramoğlu - Aşk İki Kişiliktir şiiri
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.
Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir. Yazar : ATAOL BEHRAMOĞLU
Şiir Perisi - Ataol Behramoğlu - Aşk İki Kişiliktir şiiri
10 Eylül 2011 Cumartesi
9 Eylül 2011 Cuma
İZ

Yakın çevremizde benzerlerini görebileceğimiz gerçeklikte bir baba-kız öyküsü... Babasına hayran Verda, hatta âşık. Biricik kahramanım diyor onun için. Ne var ki, yıllar önce annesiyle babasının boşanmasından sonra ayrı düşmüşler birbirlerine. Çatışmışlar, çelişmişler ama sevgileri içten içe hep sürmüş. Kariyerinde zirveye ulaşmış ünlü avukat Vedat Karacan’ın intiharıyla başlıyor öykü. Bu beklenmedik ölümün ardında yatan gizi çözmek Verda’ya düşmektedir. Geriye dönüp baktığında yüzleştiği keşke’leriyle, pişmanlıklarıyla ve içini kavuran devasa bir özlemle sürecektir babasının izini... Minicik çocuk ellerimi avucunun içine hapsettiğinde, yüreğim yüreğinde eriyordu babacığım. Parmaklarım büyüdü diye mi tutmuyorsun artık ellerimi? Keşke hep küçük kalsalardı... Ne oldu da ayrıldı ellerimiz baba? Hiçbir zaman soramadım bunu sana. Sormak istediğimde fırsat olmadı, fırsat olduğunda cesaretim... Soluk soluğa okuyacağınız, farklı bir Canan Tan romanı
Yeşil ceviz
Yeşil Ceviz Mucizesi..
Kafkas insanının uzun yaşaması ve sağlıklı olmasının sırlarından yeşil doping olarak adlandırılan yeşil ceviz şimdi Türkiye'de.
Kafkas viagrası olarak da anılan yeşil cevizin özellikleri bilinenden çok daha fazla.
Bu ceviz bildiğimiz cevizin ham haline benzese de çok farklı. Kafkas bölgesinin özel doğa koşullarında yetişen nadir bir ürün yılda bir kez hasat edilen ürünlerin toplanma sezonu, Haziran ayının 5'i ila 15'i arasında kontrollü bir şekilde yapılıyor. Yüzde yüz doğal bir ürün.
YEŞİL CEVİZ CİNSEL GÜCÜ ARTIRIR
Kafkas kökenli yazar Ayson Karabağ, yeşil cevizin bölgede yaşayan insanların konuklarını ağırlamada önemli bir görev üstlendiğini anlatıyor.
“Kafkasların uzun yaşamasının sırlarından birisi, yaşadıkları ortam ise diğeri de aldıkları gıdalar Yeşil ceviz, Kafkaslarda ev sahiplerinin konuklarına ikram ettikleri en gözde yiyeceklerden birisi.”
Cevix-y'nin basın danışmanlığı görevini üstlenen Ayson Karabağ, “Bildiğimiz cevizlerden farkı ne?” sorusuna ilgi çekici bir karşılık veriyor:
“Anzer balının öteki ballardan farkı ne kadar var ise, Kafkaslarda yetişen yeşil cevizin diğer yörelerde yetişenlerden o kadar farkı var
.”
Kafkas cevizinin yiyenler ve yörede yaşayanlarca bildirilen özelliklerinden ve faydalarından bazıları şunlardır: “İlaç niyetine yenilir, hücre yenilenmesine faydası olur, cinsel gücü arttırır, cinsel isteksizliği giderir.
Beyin hücrelerini geliştirir, maksimum enerji sağlar, yaşlanmayı geciktirir, kolesterolü düşürür, kabızlığı giderir, astım ve bronşite iyi gelir. Kemik ve zeka gelişimine faydası vlardır. Farklı lezzetiyle yeşil ceviz özellikle vitamin deposu özelliğini taşır.” Bu özellikleri ve faydaları kullanan kişilerin tecrübe ettikleri ve faydalandıkları bilinmektedir...
"Herşeye rağmen düşmana inat yaşayacağız.Yarın bizim çünkü... Biz öleceğiz ama çocuklarımız bırakacağımız mirası taşıyacaklar yüreklerinde... Ve onların yürekleri bizim altında ezildiğimiz korkuları taşımayacak..." Yılmaz GÜNEY
8 Eylül 2011 Perşembe
Yaşamdan kesitler...
Yaşamdan kesitler...
gunlerce devam ettı bu yardım kimilerı derdını anlattı kımılerı hıç konusmadan göz yaşı döktü sözun bıttı yerde gözler herseyı ıfade edıyordu . Evinin kapısı muşambadan olup ıçerdekı nesibe teyzeye geldığımı nasıl bıldırecegimi bılememek beni deli etti bagırdımm nesibeeeeteyzeeeeeeeee ses yok....nesibe teyzeeeeee nesibeteyze duydu benı nıhayet ve bana kapıyı açtı ama kapısının bır teknıgı varmış ben bılememışım muşamba kapının sagında bı delık o delıkten dışarı sarkan kucucuk bı ip ipin ucu taaa nesibe teyzenın oturdugu yere kadar gidiyor ucundada bı çan o ipi çekmem nesıbe teyzeye yeterlıymış kapıyı açması ıcın . Bana dedıkı bı hastam var onu gormek ıstermısın ısterım dedım kız kardeşıne bakıyor nesıbe teyze o arada yuruyorzu hastanın yanına dogru etrafı gozlemlıyorum derme çatma tahtadan yapılmıs bı evı var. butun evın malzemelrı dışarda uzerını örtmuş onu yakınıyor evın kuçuk geldıgınden sıkayetcı evın ev oldugunu kabullenmıste buyuklugu kucuklugu sıkıntısı var yahu teyzem bı merdıven yapmıs ordan cıkmak ıcın sporcu olmak gerek ama nesıbe teyzem uçtu snakı yardıma ıhtıyacı olan o degılde ben oldum o an bı an guldum kendı kendıme arada rollerı değıstık guzel oldu aslında tam bır dayanısma ıcerısındeydık neyse hastanın yanına gıttık evettt benı ayaga kalkıp karsılayaamdı belkı o hasta ama muhteşemdı elındekı bastonu sandalyenın ustundekı örgü ıplerını aşagı atıp
buyrun dedı oturdum yanına gozlerındekı neşeyı sıze asla tarıf edemem yorumun zaten cok ıyı degıldır bunu hıc yorumlayamam zaten ,bana oyle neşelı seyler anlattıkı bır kahkahası vardıkı snakı koca bır malıkaneden hanım aganın neşesıydı sırrı neydı bunların ogrenmelıydım cunku utandım kendımden mutlaka ogrenmelıydım ama o sırada bır tel geldı hastaneden acıl gıtmem gerektı ıstemeyerek kalktım ordan yolda gıderken sureklı duşundum . Kımılerını hayat parmagında oynatır ,KİMİLERIDE HAYATI PARMAGINDA OYNATIR ..
Ben Seni Bilmeden Sevdim
Ben, seni; adını bilmeden sevdim. Ve, “var”lığınla gülüşünü...
Ben seni, yaşını bilmeden, gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
Ve, “yar”lığa süzülüşünü.
Ben seni, sesini duymadan sevdim...
Ve duymadan nefesini.
Ben seni adını bilmeden sevdim...
Ama; sevdim!..
Üşüyüşünü sevdim...
Üşüyüşünü sevdim onüçüncü ayın ilk günü;
“Gel, ısıt” deyişini!..
Bekleyişini sevdim beşinci mevsimin gün bitimlerinde, bilerek gelmeyeceğimi...
Akşam alacalarının gönlüne yürüyüşünü sevdim...
Ve, kıpırtısız, karanlığa gömülüşünü sevdim.
Bir de;
“Gel, ışıt” deyişini!..
Ben seni, adını bilmeden sevdim.
İhtiyacım... Cevabım...
İsimler koydum sana; bahar yelim, çiçek tarlam... Gökkuşağım, ışığım... Kuşkanadım, pembe rüyam, çiy tanem...
Seni, adını bilmeden sevince öğrendim; seni sevmek için gerekmiyordu ismini bilmem...
...Sevdim işte!
Ben, seni; yaşını bilmeden sevdim... Yani bilmeden sevdim deden yaşında mıyım, torununla akran mı!
Ben seni, gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
Ben seni, sesini duymadan sevdim.
Ve hatta öğrenmeye korkarken, bilmeye kıyamazken seni...
...seni sevdim.
Seni sevdim.
İçime salıncaklar kurdum gönlümün ipleriyle...
Oturdun, sallayamadım; dokunurum diye korkumdan!
Dolaştın boynuma bir sarmaşık gibi; okşayamadım.
...Koklayamadım!
Dalgalarını taramamış olan parmaklarım yabancı saçlarına...
Ve hâlâ bilmiyorum, gözlerin ne renk?.. Hangi yıldızlar mahpus içinde?
Ve ben sana hâlâ seni sevdiğimi söyleyemedim!..
Ama ben seni; adını bilmeden, yaşını bilmeden... Yüzünü bilmeden, sesini bilmeden...
...seni bilmeden sevdim.
Seni, “bilmeden” sevdim!
Senin olmadığın ve benim olmadığım bir sokaktaki köşebaşında çarpıştı duygularımız!
Döküldü içindekiler ve döküldü içimdekiler...
Sen yoktun orda ve ben de yoktum;
Ama sevda vardı!
Ve, ben; seni adını bilmeden sevdim
Muammer Erkul
Ben seni, yaşını bilmeden, gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
Ve, “yar”lığa süzülüşünü.
Ben seni, sesini duymadan sevdim...
Ve duymadan nefesini.
Ben seni adını bilmeden sevdim...
Ama; sevdim!..
Üşüyüşünü sevdim...
Üşüyüşünü sevdim onüçüncü ayın ilk günü;
“Gel, ısıt” deyişini!..
Bekleyişini sevdim beşinci mevsimin gün bitimlerinde, bilerek gelmeyeceğimi...
Akşam alacalarının gönlüne yürüyüşünü sevdim...
Ve, kıpırtısız, karanlığa gömülüşünü sevdim.
Bir de;
“Gel, ışıt” deyişini!..
Ben seni, adını bilmeden sevdim.
İhtiyacım... Cevabım...
İsimler koydum sana; bahar yelim, çiçek tarlam... Gökkuşağım, ışığım... Kuşkanadım, pembe rüyam, çiy tanem...
Seni, adını bilmeden sevince öğrendim; seni sevmek için gerekmiyordu ismini bilmem...
...Sevdim işte!
Ben, seni; yaşını bilmeden sevdim... Yani bilmeden sevdim deden yaşında mıyım, torununla akran mı!
Ben seni, gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
Ben seni, sesini duymadan sevdim.
Ve hatta öğrenmeye korkarken, bilmeye kıyamazken seni...
...seni sevdim.
Seni sevdim.
İçime salıncaklar kurdum gönlümün ipleriyle...
Oturdun, sallayamadım; dokunurum diye korkumdan!
Dolaştın boynuma bir sarmaşık gibi; okşayamadım.
...Koklayamadım!
Dalgalarını taramamış olan parmaklarım yabancı saçlarına...
Ve hâlâ bilmiyorum, gözlerin ne renk?.. Hangi yıldızlar mahpus içinde?
Ve ben sana hâlâ seni sevdiğimi söyleyemedim!..
Ama ben seni; adını bilmeden, yaşını bilmeden... Yüzünü bilmeden, sesini bilmeden...
...seni bilmeden sevdim.
Seni, “bilmeden” sevdim!
Senin olmadığın ve benim olmadığım bir sokaktaki köşebaşında çarpıştı duygularımız!
Döküldü içindekiler ve döküldü içimdekiler...
Sen yoktun orda ve ben de yoktum;
Ama sevda vardı!
Ve, ben; seni adını bilmeden sevdim
Muammer Erkul
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
İzleyiciler
Blog Arşivi
-
▼
2011
(63)
-
▼
Eylül
(14)
- type="application/x-shockwave-flash" wmode="trans...
- HATA EBRU GÜNDEŞ
- Jean Pierre Posit Magie D Amour | video.mynet.com
- Şiir Perisi - Ataol Behramoğlu - Aşk İki Kişilikti...
- Ekmek satan köylü teyze
- İZ
- Yeşil ceviz
- Canım Oğlum ve Sevgili Ata'm
- 3 ,4 yıl önce baslayıp hala bitiremedğim yağlı bo...
- Pazar dönüşü dinlenen arkadaslar
- Can Yücel "Herşeye rağmen düşmana inat yaşayacağ...
- Yaşamdan kesitler...
- Ben Seni Bilmeden Sevdim
- Ayfer ER - Sana gelmek şu boynumun borcudur.HD B...
-
▼
Eylül
(14)